21 Kasım 2009 Cumartesi

Kültürsüz Galatasaray !


Fenerbahçe ile olan basketbol maçından sonra sessiz kalmayı tercih ettim. Takıldığım forumlar da bile muhabbetlere çok katılmamaya özen gösterdim çünkü yapılan yorumları gördükçe daha bi kötü oluyordum.

Bu talihsiz olayların üstünden 3-4 gün geçti. Daha net yorumlar yapabiliyoruz artık. Kimlerin suçlu olduğu da kesinleşti. Tabi postu girme amacım bu olaylardan bahsetmek değil, bu olaylardan sonra ki çatlak seslerden bahsetmek.

Kısacası liselilerden bahsetmek . . .

Başlarında ki Özhan Abileri ile birlik olmuş, ona buna sallıyorlar yine. Düşünüyorum ''bunlar Galatasaraylı değil mi?'' diye. Sonra cevap veriyorum tekrar kendi kendime. Özhan Abi, hepimizden daha Galatasaraylıdır şu dünyada. Hatta Özhan Canaydın değil, çoğu liseli-alaylı daha iyi taraftardır bizden. Ama yapılmasında ki sebep ne bunların?

Hadi koltuk aşkı vardır, Adnan Polat'a, Mehmet Helvacıya, Haldun'a, Yiğit Şardan'a sallarsın ama taraftara laf atmada ki sebep ne?

''Dikkat ettiniz mi? Bir araştırma yapıldı. Galatasaray taraftarı en kültürsüz seyirci seçildi. Çok ciddi bir araştırma yapıldı. Tahsil seviyesi en düşük taraftar kitlesi, anketin neticesi o.. Şimdi bunu bilmeniz lazım ama atlamışsınız sanırım. A'dan Z'ye yenilenmemiz lazım. Galatasaray nedir, Galatasaraylılık nedir diye soruyor gençler. İşte Galatasaraylılık ne olduğunu zaman içinde konservatif davranışların içinde, Galatasaray'a sahip çıkarak bunlara öğretmemiz lazım. Çok üzüntülü bir olay.''

Özhan Abi'nin son açıklamarından bir bölüm bu. Şimdi tekrar soruyorum o büyük tararftarın ne suçu var bu olaylarda? Sahaya girdi diye, yabancı madde atıldı diye mi kültürsüz oluyoruz?

Zaten pek yetenekli başkan değildin. Adnan Polat'ı sevmeyen kişiler bile sonuna ''Başkan'' ünvanını getiriyor bu ülke de. Asla bir Polat olamayacaksın mesela. Hiç bir zaman ''Özhan Başkan'' diye hitap edemeyecekler sana. Hep ''Abi'' olarak kalacaksın.

Marttaki seçimlerde rakip olarak çıksa Adnan Polat'a. Yada 1. dereceden birini desteklese. ''500 milyon €'luk harcama yapıp, Madrid'den daha üst düzey bir kadro kuracağız'' diye yeminler etseler ve harbiden yapsalar da istemiyeceğim bu liselilerin gelmesini. Evet, genelleme yapıyorum. Hiç bir liseliyi istemiyorum artık başkan olarak. 104 senelik bir kulübü babalarının malı gibi görmelerini istemiyorum.

Düşünüyorum tekrardan,

Bu açıklamalardan sonra o kadar okul okuyan, o kadar sözü geçen Özhan Canaydın mı daha kültürsüzdür biz mi?

Evet, cevabı buldum. Tüm bunların nedeni koltuk aşkı işte. Ama olmayacak, kasmayın.

Galatasaray liselilerin değil, HALKINDIR !

20 Kasım 2009 Cuma

Barça: Kopması zor

Yıllarınızı verdiğiniz, forması altında büyük başarılara ulaştığınız, kariyerinizde bir dönüm noktası olan kulüplerinizi unutmanız çoğu profesyonel oyuncu için bile kolay değil. Yaz ayı transfer döneminde Barcelona'dan Inter'e Zlatan İbrahimovic takası ile transfer olan Kamerun'lu forvet Samuel Eto'o İspanyol basınına ''Eğer ki Barça'ya Şampiyonlar Ligi gruplarında gol atarsam sevinmeyeceğim'' şeklinde bir açıklama yaptı. Nedenini ise "Barcelona'da iyi ve kötü zamanlarım geçti. Oraya mutlu bir şekilde geri gitmek isterim çünkü Inter için ayrıldığımda, Camp Nou'da yeniden oynama şansım olabilir diye düşünmüştüm: Eğer gol atarsam bunu kutlamayacağım. Gol atmak benim işim ama kutlamak değil. Onlara karşı herhangi bir kötü düşüncem yok. Barcelona'dan vicdanım rahat bir şekilde ayrıldım" olarak belirtiyor.

5 sene boyunca Nou Camp'ın ekmeğini fazlasıyla ve namusuyla yedi Eto'o. Hem takım içerisinde arkadaşları ile yakaladığı uyum, hem de yakaladığı verim olağanüstüydü. Rakip La Liga takımlarının taraftarlarının kendisine yapmış olduğu ırkçı söylemlerde Barça taraftarı onun her zaman yanında oldu. Tabii ki onlara karşı yerine getirmesi gereken son görev bu vefa örneği olmalıydı. İşte asıl profesyonellik bu olsa gerek...

16 Kasım 2009 Pazartesi

Kapak !



Basket maçından devam etmek gerek.

fenerbahçe.org, ''Galatasaray samimi değil, onlar böyleler, onlar şöyleler'' gibi bir açıklama yapmış. Tabi kapağın kralı galatasaray.org'dan gelmiş bulunuyor.

''Bizim bu türden beyanlarımız tamamen samimi olup olaylar karşısında gösterilen ve durumu kurtarma amaçlı davranışlar değildir. Bize taraflı olmamamız konusunda akıl öğretme gafletine düşünlerin henüz bir hafta önce kendi televizyonlarında kulübümüz aleyhinde edilen sinkaflı küfürlere hala bir tepki ortaya koymadığı ve sadece kendi internet sitesinde haberi dışarı sızdıranların kimler olduğunu aramakla meşgul olduğu spor kamuoyunun bilgisi dahilindedir. Ayrıca, Fenerbahçe Spor Kulübü çok daha vahim olayların yaşandığı geçen seneki Play off final maçında Efes Pilsen koçu ve oyuncularının maruz kaldığı elim olayları unutmuş yada hiç olmamış gibi göstermeye çalışarak bu olayların önlenmesi konusunda ne kadar samimiyetsiz olduklarını bir kez daha tüm Türkiye’ye göstermişlerdir.''

Üstüne ne laf söylebiliriz, ne birşeyler ekleyebiliriz. Ama şu resim iyi gitmez miydi?

Ne Güzel De Oluyor . . .

Cimbombom'un arması da aslanların karmasıııı
Cimbombom'un arması da aslanların karmasıııı

Ne güzel de oluyoorr ohh ohhh
Fener'e de koyması !

Teşekkürler Aslanlar. Maçı uzatsanız da, bekletseniz de bizleri sonunda güldürdünüz.

Türkiye Kupası


Forumlarda, arkadaş arasında kısacası her türlü ortamda ''Galatasaray kupayı önemsemeli mi?'' diye konuşuladursun, bizim rakipler belli olmuş.

10. haftada olan olaylar hatrına, ''Green Street Hooligans'' filmindeki West Ham'lıların Millwall'ı istediği gibi, bizde Fenerbahçeyi istiyorduk. Hatta ben yapmasam da filmdeki gibi moda giren abiler kesinlikle olmuştur. O kadar çok istedik onları ama olmadı işte.

Trabzonspor, Ankaragücü, Orduspor ve Denizli BŞB ile eşleşmiş bizim takım.

Maçlar hakkında pek tahminde bulunamayacağım çünkü Rijkaard'ın sahaya nasıl bir 11 ile çıkacağını bilmiyorum. Yedeklerle çıkıp onları mı hazır tutmak ister yoksa Daumluk yapıp ilk 11 ile mi başlar hiç belli değil.

Tek istediğim Ankaragücü ile olan rövanşı kapatalım, 5-0 falan kazanalım da...

R.I.P


Belki Enke postunu giremedik ama bu olayı da giremezsek, bu işleri iyice boşlamış olacaktık.

De Nigris kalp krizi sonucunda hayatını kaybetmiş. Hani diyecek pek laf yok bunun üstüne. Diyebileceğimiz tek şey var onu da zamanında Beşiktaşlılar söylemişti. Hiç sevmem Çarşı grubunu ama bu sefer onlardan alıntı yapıyorum.-daha eskiden kullanıldımı bilemiyorum.-

''AZRAİL, AKILLI OL ! ''

Çek işte be elini spor camiasından. Hadi ama . . .

15 Kasım 2009 Pazar

Beşiktaşlı Duruşu ! ( ? )

12 Kasım 2009 Perşembe

İdman

Allahına kurban Sabri .. :)

11 Kasım 2009 Çarşamba

Fige Ki Ase Me

video

Yemekteyiz programını başından beri takip edenler bilir, arka fon müziğiydi. Esasında çok hoş bir Girit türküsüdür. Bizim ''Disko Disko Partizani'' ile tanıdığımız, Alman DJ Shantel, o albümde yer vermişti bu şarkısına. Hatta Partizan'a bile bin basar açıkçası, öyle söyleyeyim. İnternette uzun uğraşlar sonucu bir Gürcü sitesinde Türkçe çevirisi ile beraber buldum videosunu. Sizlerle paylaşmak istedim. Hazır 3 Aralık 2009 Galatasaray-Panathinaikos maçına doğru erken bir hazırlık olsun fena mı olur hacı ?

10 Kasım 2009 Salı

Anıyoruz

Diyecek pek bir şey yok. Üzüntülüyüz bugün. Belki dışarda güldük ettik ama kalbimiz ağlıyor yani orası kesin. Sabah o sirenleri duyunca, onun aramızda vücudu ile birlikte olmadığını gördüğümüz de bitiyoruz bizde.

Hala düşünceleri aramızda ama. Her ne kadar o düşünceleri sildiremeye çalışanlar olsa da ''nah'' başarırlar bunu.

Özlemle anıyoruz Atam'ızı.

07 Kasım 2009 Cumartesi

I Love This Game


Şu basketbol harbiden güzel oyun. Hani futbolda 2 kalitesiz ekip karşılaşır, maçı izlerken sızar gidersin. Ama yok, basketbol da olmuyor o iş. En sıkıcı 2 takım maç yapıyo olsa bile 1-2 smaç, blok, asist ile hopluyorsun yerinden.

Konyalı Portlandlıları gezerken Boston'ın dün gece ki Suns maçından bir hareketi gördüm. Bu 20 saniyelik video top 5'e bile giremese de gönlümüzün 1 numarasıdır kesinlikle.

ahanda video:

http://www.youtube.com/watch?v=tCNKTdcSSFA&feature=player_embedded

Rasheed gibi önemli bir hamle ile sezona başlamışlardı. Geçen sene yaşanan hayal kırıklığını düzeltmek için de önemli bir hamleydi haliyle. 6-0'la da başladılar. Tabi daha önemlisi KG ve Allen'ın takıma katıldığı ilk senedeki gibi ciddi olmaları. Her rakibi ciddiye alıp, asıl önemli olan şeyin savunma olduğunun bilincindeler.

KG geçen sezonun neredeyse yarısını da oynamadı. Onun gibi bir adam bunun öcünü iyi şekilde alır.

Şampiyonluk adayım da bu sezon Boston. Tabi KG'nin sağlam olması şartıyla. Gözündeki ateş yeniden belli mi oluyor ne?

01 Kasım 2009 Pazar

Sarı Kart !


http://pennearabiata.blogspot.com/2009/11/rijkaard-kart-istemekte-hakli-mi.html

Önce videoyu izlemek gerek.

Çok tartıştık aslında. Her zaman, her yere yapıştırdık '' futbolu bizden daha iyi biliyor'' diye. Bu sefer güldürdü bizi o kıvırcık saçlı.

Basın ve tabelacı kesim ona hala ona sövedursun, bizler onun arkasındayız.

O hayranlıkla izlediğimiz Barça'nın yaratıcısı adam gelmiş bizim çevirmenle şakalaşıyor, onu eleştiren basının gülmesine yol açıyor . . .

Bazen her şey 3 puan değil işte. Varsın bu sezon sonuncu olalım ama Rijkaard bu takıma küsmesin. Antremanlara gitmek onun için eziyet olmasın. O her maçın ardından espri yapsın, mutlu olsun. Hakediyor çünkü. Başarıyı hepimizden çok istiyor. Bazı kolpa kesime, ''Barçayı bende şampiyon yaparım'' diyen tiplere kanıtlaması gereken bir şey var çünkü.

Yürüyedur Rijkaard. Çevirmene rağmen ! :D

31 Ekim 2009 Cumartesi

Şerefsizler !

http://vermante.blogspot.com/2009/10/kisiliksiz-serefsizsiniz.html

Video burada.

Bir insan için kolay kolay sert konuşmam. Yani sevmem, küfür ederim ama ölsün, gebersin demem asla. Ercan ve Metin ayısı için bu sefer ağır konuşuyorum. Linç edilsin şerefsizler.

Ercan zaten şerefsizdi, bunu açıklamıştı daha önce de. Metin Hayvanı fanatik Fenerli olsa da pek bulaşmıyor gibiydi bu işlere yada ben takip etmediğim için bilmiyorum. Ama artık gördük ikisinin de gerçek yüzünü. Metin'in tipe bakıyorum bir daha, gülüyorum yani, diyecek başka bir şey yok.

Bir de utanmadan ''girme'' muhabbeti yapıyorlar ya, orada bittim tamamen.

En kötü tarafı bu Ercan hürriyette spor anlamında en yetkili kişi oldu. Bu herif oldu yahu? Hürriyet direk tarafını belli etti. Nerede tarafsız basın?

Diyeceğim son şey;

Allah belanızı versin . . .

30 Ekim 2009 Cuma

Flashback

















Bu takıma sadece güvenin.Sabır kelimesini kullanmıyorum bile ...

29 Ekim 2009 Perşembe

Bülent basghaaaaan !!


Bülent Uygun'un Bursa Nilüferspor'un başına geçtiğine yönelik haberler var forumlarda.Misal tribündergi,hatta linkini de verelim.Haber doğruysa derine ineriz ama şimdilik bu kadar.Söz sende Birand.

TobiAslan !


Yıllar önceydi . . .

Geçen bir sezonun ardından, takım yöneticileri gelecek sezon adına çok umutlu konuşuyor, yeniden yapılanacağız, kaliteli isimler gelecek, yıldız oyuncular gelecek diye sözler veriyordu.

Linderoth, Lincoln, Nonda gibi isimler katıldı tabi kadroya. Burada genelde her taraftarın ilgilendiği isim Lincoln ve Nondaydı. Tabi bende Linderoth'dan önce ''Lincoooolllnnn oluuuum'' modundaydım. Kim takardı ki Linderoth'u? Lincoln gelmiş, Nonda gelecek. . .

Ben Linderoth'a sevinmiyordum çünkü futbolu sadece telegol izleyerek biliyordum. Pek internet kültürüne sahip değildim o yıllar. Sahip olsam da genelde NBA siteleri oluyordu bu internet ortamı.

Linderoth'u tanıyan, maçını izlemiş herkes, en az Lincoln transferi kadar sevindi bu habere, o kesin.

Neyse,

Sezon başladı, ben ve benim kafa yapısında ki her taraftar ''Lincoln frikik çakacak mı?'' sorusunu soruyordu arkadaş çevresine. Tabi 1 hafta geçti, 2 hafta geçti bir Linderoth gerçeği çıktı ortaya. Eski maçlarını izledik, ligde ki maçlarını izledik elemanın harbiden sağlam olduğunu öğrendik.

Tam Linderoth'u tutup getiren kişilere teşekkür etme moduna girecektik ki sezonu kapattığı haberi ile şooook olduk.

Nasıl olurdu ki bu? Tam adamı severken, başarılarını öğrenirken?

Tabi hala umutluyduk. Gelecek sezon 1-2 transfer daha yapılır, şampiyonluk ve avrupada başarı gelir...

O hayaller olmadı işte. Lig şampiyonluğu bölümü olsa da avrupada başarı bölümü gelemedi bir türlü. Hep Linderoth gelecek diye bekledik, onun dışında herkes geldi, gitti.

Taa ki 1 hafta öncesine kadar.

Sabah kalkıp galatasaray.org'da tam kadro antreman konulu yazıyı görünce, tamam dedim, oldu bu sefer. 4-5 teknik direktör değişti, hiç biri Linderoth'dan yararlanamadı, öyle kötü bir durum işte.

Dün ilk defa bu kadar uzun sürede saha da kaldı TobiAslan. Nasıl mı oynadı? Tamamen aradığımız orta saha gibi. Pas yapsın, oyunun iki yönünü de müthiş oynasın, hırslı olsun, ayağı top yapsın vs vs.

Daha ilk maçında hepsini yaptı. Belki rakip çok güçlü bir rakip değildi fakat beklediğim, özlediğim, görmek istediğim Linderoth sahadaydı. Attığı uzun paslar, topa ettiği zamanında müdahaleler, hırslı oyun...

Bu sefer 'harbiden' olmuştur umarım. Gelecek sezonun transfer listesini yaparken ''-defansif- orta sahayaaaaa'' diye cümleler kurmayalım artık.

Unutmadan;

Tekrar hoşgeldin TobiAslan!

27 Ekim 2009 Salı

Uykusuz Geceler !


Ve uzun süredir beklediğimiz, ''hadi ama laaan'' diye söylendiğimiz, uğruna ''okula/işe uykusuz gitmek istiyorum'' diyerek kendi kendimize eziyet ettiğimiz NBA artık başlıyor.

Gecenin Maçları:

Cleveland Caveliers-Boston Celtics
Dallas Mavericks-Washington Wizards
Portland Trail Blazers-Houston Rockets
L.A Lakers- L.A Clippers

Güzel maçlarla da başlıyor NBA. En azından ''derbi'' diyebileceğimiz Lakers-Clippers, Cavs-Boston, Portland-Houston maçları oynanacak ilk gece.

Not: Okuyan Minnesotasever varsa ilk maçımız yarın gece Nets ile. Büyük ihtimal vermez TV.:)

26 Ekim 2009 Pazartesi

Seviyoruz !


Maç hakkında uzun uzun yazılar yazmaya, taktiği konuşmaya, bireysel olarak oyuncuları incelemeye pek gerek yok. Maç sonu Rijkaard'ın sözlerini koyalım yeter heralde.

''Maçı kaybettik, istediğimiz gibi olmadı. Özellikle maçın başında tansiyon çok yüksekti, futbolcular çok gergindi. 1-0'dan sonra toparlandık ve maça geri döndük diyebilirim. Maç 2-1 olduğunda hala başaracağımıza inancımız en üst seviyedeydi. 10 kişi kalmamıza rağmen çok önemli pozisyon bulduk beraberlik için. Özellikle böyle önemli, böyle zor bir maçta uzun dakikalar boyunca 10 kişi oynamak çok zor oluyor''

''Uzun bir yolumuz var ve şampiyonluk yoluna inanıyorum. Mutlaka kendimizi geliştiriyoruz. Her maçı izleyip, daha ileriye gitmeye çalışıyoruz''

''Puan kaybedilmişse bunda benim de hatam vardır''

''Dışarıdan plan A, B, C diye konuşmak çok kolay. Taktik konuşmak istiyorsanız teknik direktör kursuna gidip, teknik adamlık yapabilirsiniz''

Sezon başından beri hala Rijkaard'ın bu ülkeye gelmesine inanamayan tayfadan olduğumu belirtmiştim. Artık o tarz cümleler kurmayacağım. Diyeceğim tek şey, bu adama gerçekten tapıyorum.

Sezon başından beri üstüne gelindi, artık o da patladı. Kendisine sonuna kadar güveniyor, yönetimin de en az bizler kadar güvenmesini istiyoruz!

Varsa aramızda tabelacılar, defolup gitsinler.

25 Ekim 2009 Pazar

Maçın Özeti

Genel de derbilerden sonra bir taraf kesinlikle söver hakeme. Fakat bu sefer ''hakem iyiydi'' diyen bir fenerli görürsem tekme tokat dalarım, o kadar açık yani.

Kazım hayvanı 50 kere faul yaptı, 50sinde de sakin ol diye uyardı ve pozisyonu geçirdi. Ofsayt olan ilk golü görmedi - tabi yardımcının da hatası var-, penaltıyla uzaktan yakından alakası olmayan bir pozisyona penaltı çaldı, Emre'nin Ayhan'ı biçtiği pozisyonda dönüp alkışladı diye Ayhan'a kart gösterdi.

Şimdilik aklıma gelen sadece bunlar. Eminim bu at hırsızının yaptığı saçmalıklar vardır.

Onu geçtim Ayı Volkan, Semih ve çetesi geçen sezon ki Galatasaray maçından sonra konuşmuştu '' bu tip olaylar sadece Sami Yen'de oluyor'' diye. Şimdi çıkıp ne diyeceksiniz ey şerefsizler? Yardımcı hakem, Servet, Arda, Elano kısacası herkese aynı şey.

Ve bu denyolar maçı daha başlamadan bitirmişti. 1 hafta boyunca Fener'in Galatasaray maçı için taktik falan çalıştığını düşünmüyorum. Koca hafta boyunca çalıştıkları tek şey; oyuncuları nasıl oyundan düşürürüz.

Ve başardılar da yani. Daha maç başlamadan At Hırsızı ( 2 ) Baroni Arda'nın üstüne giderek maçı kopardı. Onu geçtim ilk dakikada Baros'u sakatlamalar, maç boyunca Elano ve Keita'nın üzerine gitmeler.

Bu iş artık klasik yani. fenerlileri tebrik falan etmiyorum, Oğuz Şarvan ve ekibini tebrik ediyorum. Maç, skor istediğiniz gibi oldu tamamen. Alın kıçınıza kına yakın!

Ama unutmadan 2 şey söyleyeceğim.

-Her Kadıköy'ün bir Sami Yen'i de var!

-Ekimler sizin, Mayıslar bizim!

Engelsiz Aslanlar Tarih Yazıyor !


Bu haklı gurur için bir kez daha teşekkürler Engelsiz Aslanlar !

23 Ekim 2009 Cuma

3'de 3 Olsun Lan !


Uzun zamandır adam akıllı bir post giremediğimin farkındayım. Özür niyetinde söyleyebileceğim bahanelerim de yok. Haliyle şu blogu takip eden kişiler varsa onların aflarına sığınıyorum.(z)

Bu özür kısmını fazla uzatmadan şu 3 maçlık periyoda kısa bir bakış atalım istiyorum.

Galatasaray-Trabzonspor:

Şu 3 ölüm maçının başlangıcıydı, haliyle moral açısından da en önemli maçıydı. Maçın başlangıcını izleyemesem de anlatılanlara göre golden önce gayet baskılı şekilde başlamışız maça. Hatta Rijkaard'da maç sonu röp.'nda ''istediğimiz gibi başladık'' diyerek, bundan sonraki taktikler hakkında da ipucu veriyordu.

O baskıdan sonra gol geldi, 2. gol geldi tam yanımdaki arkadaşa dönüp '' fark olur'' dediğim vakit, klasik Galatasaray golünü kalemizde gördük. Frikikten seken top, rakip kaleciyle karşı karşıya...

Ya ben gözümde fazla büyütüyorum ya da harbiden bu hastalık bir Galatasaray'da var. Top seker, rakibin önüne düşer, gol yenir. Hiddink-Luce-Terim-Rijkaard-Gaal 5lisi gelip teknik direktör olsa takıma yine yeriz bu tarz goller, eminim yani buna.

Neyse,

2-1 ve ardından 2-2'den sonra klasik Okan moduna girdim. Küfürler, klasik çirkef Türk taraftarı vs vs. Evet, burada 5 yediğimiz maçtan sonra sakin olup yazı yazabilen ben, maç sırasında Emre ve Sabrinin 147109471 kat üstü olurum. :)

Allah'tan Rijkaard yine devreye girip skoru 4-2'ye getirdi de bizde derin bir oh çektik. Tabi skor 2-2 iken Serkan'ın kaçırdığı o gol, maçın ve benim hayata dönüm noktamız, orası kesin. :)

Maç sonuna gelirsek yine klasik basın vardı karşımızda. 4 gol atılmış, çok süper olmasa da iyi futbol oynanmış, gelen sorular ''neden bu kadar gol yiyorsunuz?'' Sanene ulan işte. Elbet bu sorular sorulacak fakat maçın hemen ardından değil. Rijkaard'ın yerinde değilim iyi ki. Söverdim, basın gidin lan diyip, evime geçerdim. - Aramızdaki fark bu olsa gerek :) -

3 Puan ceeepteeee.

Galatasaray-Bükreş:

Ahanda beni umutlandıran maç. İddaa'da yatmama yol açan maçlardan biri olsa da, yüzümde gülücükler var.

Utanarak söylüyorum ki izleyemedim maçı. Fener maçını izledikten sonra feci bir uyku, ardından o sıcak yatak. :)

Tabi yine duyuma göre hareket edebiliriz...

Öncelikle çok eleştirilen Elano bu maç güzel oynamış. Türklerin sahada görmek istediği klasik 10 numaradan farklı olarak, pres yapmış, hırslıymış kısacası beklenen Elanoymuş. -mış, muş fazla ona göre :) -

Takım genel olarak da iyiymiş bu bizimkilere moral olmuştur umarım.

3 puan ceepteee.

Fenerbahçe-Galatasaray:

Gelelim hakkında en çok yorum yapılan ama hiçbir yorumun tutmadığı derbiye. Bugün 12414917091 cümle yazsam, biliyorum Pazar gününe hiçbiri tutmayacak. Ama yine de yazacağım bir şeyler.

-----------Leo-----------
------Zan------Servet----
-Sabri-------------Hakan-
------Topal--Ayhan------
----------Elano-----------
--Keita-------------Arda-
----------Nonda----------

Gibi bir 11 ile çıkardım teknik direktör olsaydım. Tabi karar yine Rijkaard'ın, kimi oynatırsa oynatsın, en ufak bir sövme girişiminde bulunamayacağız. Niye böyle bir kadro kurdum onu söyleyeyim şimdi.

Kale ve savunma sakatlık olmazsa böyle olacak gibi, orası kesin.

Orta sahada sağlam bir Linderoth şart fakat oynayamaz o henüz. Onun görevini Ayhan yapar en iyi şekilde. Topal'da Alex'i kitlemekle ve hücumcu 5 oyuncunun açığını kapatmakla uğraşır, görevini de en iyi şekilde yapar, güvenimiz sonsuz. Onların önlerinde ki Elano'yu sadece hırsı yüzünden görmek istiyorum Fenerbahçe maçında. Derbi ve o kendini göstermeyecek isteyecek diğer isimler gibi. O yüzden onun performansına, atacağı uzun toplara, duran toplarına ihtiyacımız olacak kesinlikle. Hele ki stoperler Lugano ve Bilica kesinlikle kaleye yakın yerlerde faul yapacak, bu avantajı Elano'da ki yetenek ile birleştirirsek beklemediğimiz şekilde rahat bir galibiyet alabiliriz.

Forvete ise Nonda'yı koyardım çünkü;

Baros, Bilica ve Lugano arasında çok ezilir. Nonda fiziği ve Fener'e olan aşkıyla bu maçta çoook iş yapabilir. En azından 50 dakika oynatır savunmayı hırpalar, Baros'u sokar Galatasaray taraftarını sokağa dökerim. :)

Maç hakkındaki kafamdaki tek sonuç Fener'in bizi yine yeneceği. Yani büyük ihtimal öyle olur diyorum. Umarım pazar maçtan sonra, ''n'olduuu laaaaaaann'' mesajları ile dolar taşar burası. :)

Biliyorum kopuk bir yazı oldu ama elimden gelenin en iyisini yaptım şuan. İmla hataları, kopukluklar, saçma analizler, hayaller, argolar, espri yapma çabalarım için kusura bakmayın şimdiden. :)

Not 1: Yeniliriz dedim ama derbinin en sevdiğim yönü ''geliyoruuz ulaaaaaaaan'' diyebilmek.
Not 2: Resme iyi baksın fenerli arkadaşlar, elbet bulurlar birşey. :)
Not 3: Harbiden dağınık yazı oldu kusura bakmayın.
Not 4: Futbolu seviyorum.
Not 5: Maça kadar elbet daha analiz yaparız, bunu saymayın analizden. :)

18 Ekim 2009 Pazar

4-3

17 Ekim 2009 Cumartesi

Yapma Love !

''Takımdaki en sevdiklerim'' listesinde ilk 3'e girebilecek bir adam bu Kevin Love.

Karşılığında Mayo'yu kaybetmiş olabiliriz, kendisi bir PF'ye göre kısa olabilir, savunmada çok iş yapmıyor olabilir ama seviyorum bu adamı. ''Neden ki?'' sorusuna verebileceğim ilk cevap ise ''hırsı'' olur büyük ihtimalle. Hangi maç olduğunu hatırlamasam da 6 faulden atıldığı bir maçta, bench'e doğru yavaş yavaş yürürken gözündeki hırsı anlatamazsınız yani. Ağlamak üzere bir halde oturdu yerine, kendi kendine kızıyor. İşte bu yüzden seviyorum bu adamı.

Neyse konuya dönelim tekrardan. Çünkü seviyorum, seviyorum diye devam edersem hakkımda türlü türlü söylentiler çıkabilir. :)

Az önce öğrendiğim bir haber ile yıkılmış durumdayım. Yeni hoca, yeni yardımcılar, yeni sistem, yeni oyuncular derken Love sakatlanmış hazırlık maçında. 1, 1.5 ay oynayamayacak durumdaymış, sol elinde bir kırık varmış.

Hadi sakatlık normaldir de sakatlandığı pozisyonu görseniz daha bi kahrolursunuz. Yok çünkü pozisyonda birşey. Pecherov ile elleri çarpışıyor ve oyuna devam edemiyor.

Sezonun ilk maçlarını kaçıracak şimdi. Hatta şuan çok önemli olan şu hazırlık maçlarında, sezon öncesi idmanlarda bile oynayamayacak. Bu olay genç bir oyuncu için büyük bir eksiklik. Hele ki kendini göstermeye bu kadar meraklı olduğu bir sezonda.

Umarım sakatlık sadece 1.5 ay ile sınırlı kalır. Yani sezonun ortalarına doğru tekrar yaşamaz bu tip bir sakatlığı.

Soru - Cevap